YUNAN ADALARI TURUMUZ – RODOS – MYKONOS – SANTORINI Part-4

      Bugün günlerden Santorini … Dünyada en çok fotoğrafı çekilen yer olması sebebiyle merak içerisindeyim. Kahvaltıdan sonra 9’da Santorini’deyiz. Fakat denizin fazla dalgalı olmasından dolayı gemiden çıkışımız yasak. Santorini’nin limanı olmaması sebebiyle tender botlarla karaya çıkışımız sağlanacak. Dalganın durulması bekleniyor ve gemiden botlarla çıkışımız sağlanıyor.

santorini-evleri

Santorini’nin Eşsiz Manzarası-OİA Köyü

      Tender bottan indiğimiz yerden teleferikle Fira’ya çıkıyoruz. Fira dar sokaklardan oluşan bir çarşıyı andırıyor. Küçük bir gezintiden sonra Oia köyüne gitmek için, otobüslerin kalktığı yere gidiyoruz. Babaannemin dediği gibi ‘sora sora bağdat bulunur’, oklar yeterli gelmezse sormaktan çekinmeyin. Seve seve yardım edeceklerdir. 45 dakikalık bir otobüs yolculuğundan sonra Oia’ya varıyoruz. Buradaki tüm yapılarda beyaz ve kubbeleri maviyle bezenmiş durumda. Adanın her yeri deniz manzarasına sahip. En fazla fotoğraf çektiğim yer burası oldu. Tüm Yunan Adalarında güneş denizden doğup, denizden batıyor. Ve insanlar bu güzel anı izlemek için gün doğumuna doğru yüksek yerlere koşuşturuyor. Güneş batınca da herkes alkışlıyor. Mucizevi bir görüntü… Ama havanın sıcaklığı ve güneşin yakıcılığından oldukça yorucu geçti.

santorini-mavi-kubbeler

OİA Köyü

      Dünyada siyah kumsala sahip iki yer var. Bunlardan biri Perissa. Merakla önce otobüse bindiğimiz yer olan Fira’ya. Oradan da Perissa’ya giden otobüslere biniyoruz. 30 dakikalık yolculuktan sonra Perissa’ya varıyoruz. Kumu gerçekten siyah… Elinize aldığınızda gri bir renge sahip. Santorini’nin aynı zamanda aktif olmayan bir yanardağ olduğunu düşünürsek, elime aldığım lavlar sonucu oluşmuş bir çakıl. Denizi güzel, fakat çok soğuk, tüm Ege denizinde olduğu gibi. Biz burada 1,5 saat geçirebildik. 

perissa-kumlari

Perissa Plajı-Siyah Kumları

      Ada da kalma süremiz oldukça yetersiz. Fira’ya dönüyoruz, alelacele bir şeyler yedikten sonra, Fira’daki katedral müzesine uğruyoruz. Teleferikle aşağı inip tender botlarla gemiye dönüyoruz.

santorini-kilise-disi

Catholich Cathedral Museum

      Son gecemizi Pool Bar’da canlı müzikle, keyifle sonlandırıyoruz. Bir tatsızlık dışında. Bize gemiye bindiğimiz de verilen kuponlar var ya. O kuponlar 12’den sonra geçmiyormuş. Kuponlarıyla nescafe isteyen bir aileye nescafeleri ücret karşılığında verilmek istendi. Ailede tatilin henüz bitmediği, kuponların elinde olduğunu söyleyip, şikayet ettiler. Çalışanlar vermek istese de Pool Bar şefi herkesin duyacağı şekilde tatsızlık çıkarıp bağırarak, barmenin vermesi durumunda iki katını maaşından keseceğini söyleyerek ortamı da, yolcuları da fazlasıyla gerdi. İnsanların tatillerinin son gününde 3 tane nescafe için orada bulunanların tadı kaçtı. Bir ETS çalışanının böyle kaba ve kontrolsüz olması bizi de şaşırttı.

      Son olarak da neden çok fazla restoran önermediğimi söyleyeyim. Nereye girerseniz girin, tatlar hemen hemen aynı. Yemek konusunda denemenizi  tavsiye edeceğim birkaç şey var. Mangal ateşinde pişirilen balık, güneş de kurutulmuş ahtapot, kalamar, karides,fish and chips, Grek salata ve ouzo’dur. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Ahtapotu şiddetle tavsiye ediyorum ama.

santorini-yemek

Fira-Parea Tavern

 

yunan-adalari-ahtapot

Güneşte kurutulmuş ahtapot

 

yunanistan-kalamar

Kalamar-Bizimki daha güzel ama 🙂

 

yunanistan-taverna

Tavernalar tüm gece boyunca dolu ve eğlenceli

      Sonuç olarak Rodos, Mykonos ve Santorini için yorumum; Rodos’a kesinlikle gitmelisiniz. İnanın dönerken içimiz yandı, bu kadar güzel bir ada bizimdi. Tarihinde, toprağında buram buram bizim esintilerimiz var.

  • Mykonos, eğlence anlamında oldukça iyi, özellikle beach partileri. Görsel olarak beyazın üstüne mavi kubbeli evleri şahane. Fakat bizim Alaçatı’mızdan pek bir farkı var mı? Yok.
  • Santorini resim tutkunları için bire bir. Ama Mykonos ve Santorini için benim öznel fikrim, çok iyi reklamının yapıldığı olacaktır. Bir Ege insanı olarak ben de bir fark yaratmadı, denizinin bakirliği dışında.
  • Cruiz gemisiyle seyahat öneriyor muyum?  Sallanmayı seviyorsanız neden olmasın… Ama adada kalma süreleri yetersiz, biraz koştur koştur bir tatil. Göremediğin aklında kalan onlarca yerle bitiyor tatil… 

Sevgilerimle…

Leave a Reply